Zumbul

Zumbul
En Seçkin, En Kaliteli, En Ucuz Satranç Ürünleri

15 Kasım 2014 Cumartesi

Kuruntu!

“Batum’da Haçapuri” başlıklı yazımdan sonra beklerdim ki, Gülkız Tulay hanım çıkıp özür dilesin camiamızdan. “Hata yaptım, daha dikkatli hazırlanmak gerekirdi. Dalgınlığımıza geldi” Ya da bunun gibi bir şey. 

Malum en az 200.000€ zararımız var, Avrupa Yaş Grupları Şampiyonası organizasyonunu kaybetmekle. Başka bir yerde olsa, adama hesap sorarlar bu şekilde görevini ihmal ettiği için.

Neden? 


Açıklayayım: Sportif anlamda kayba hiç girmiyorum. Turizm anlamında kayıptan söz etmiyorum bile. Ama en acısı, Organizasyonu kazandığımızda Kuşadası’nda Avrupa Şampiyonasına katılacak yüzlerce sporcumuzun, şimdi o organizasyona gidemeyecek olması. 

Özür dilemesi gereken kişi çareyi bana köşesinden imla ve mantık olarak anlaşılması zor bir dille saldırmakta buluyor. Kime saldırıyor? Kendisine Başkan olması için destek veren kişiye. FIDE Asbaşkanlığı koltuğunda o otursun diye koltuğu reddeden kişiye. Söylediklerimde yalan mı var yahu? Harfi harfine doğru!

Ne yapmanız lazımdı hanımefendi? Ülkemizin çıkarı olan bir konuda kişisel ihtiraslarınızı, kibirlenmeyi ve böbürlenmeyi bir kenra bırakıp; kimin bilgisi varsa ondan yararlanmanız gerekirdi. En kötü olasılıkla, kaybedince çıkıp özür dilemeniz lazımdı.

Geçenlerde camiamızda herkesin tanıdığı ve saydığı bir dostum bana, “kabahat sende Keleş, Atalık ve Sanlı’dan sonra yine yaptın aynı hatayı” dedi. Ben doğru olduğuna inandığım şeyi yaptım. Hatamı düzeltmesini de bilirim.

Avrupa Yaş Grupları Şampiyonasını kaybetmemiz bence bir görev ihmalidir. Bir anımı anlatayım. 

2012 olimpiyatlarına adaydık ve Dresden’e gidiyorduk. Zamanın Bakanı Murat Başesgioğlu bana; 

Ali Nihat Bey, size adaylık için garanti mektubu, devlet garantisi, tanıtım bütçesi ve her türlü desteği verdik. Satranç ve satranç olimpiyatlarını İstanbul’da düzenlemek bizim için önemli, sayın Başbakan da size destek veriyor. Mutlaka olimpiyatları alın.." Aslında Bakanımız çok nazikti ama satır arasını okuyan birisi, "almadan da gelmeyin” anlamını da çıkartabilirdi. 

O organizasyonu alamasaydık ben azından özür dilerdim. 

Şimdi Gülkız hanım, tertemiz olmasını istediği Mali Genel Kurulda, istediği gibi sunduğu ve aslında çok da parlak olmayan tabloya bakıp böbürleniyor ama, çok değil kısa bir süre sonra "yazdığı bu satırları", arkasından sizlere anımsatacağım. Kibir, böbürlenme herkesi köreltir ve batağa götürür.  Ayrıca, vefa sadece bir boza markası ve semt adı değildir.  

Türk Satrancının başına gelen bu olumsuzluktan dolayı, bu kişinin orada görev yapmasına neden olduğum için ben camiamızdan özür diliyorum. Her yazımda ve konuşmamda da tekrar tekrar özür dileyeceğim. Hata bende, cezasını da çekmeliyim. 

Ama emin olun, bu camia bunun üstesinden gelir.

Herkes, bir an durup düşünsün. Bu adam 12 yıl emek verip 2012’ye getirdiği Federasyonun Başkanlığı için her anlamda destek verdiği birine, bu kadar neden kızar diye! Vardır önemli bir ya da daha fazla nedeni.

Şimdi Gülkız Hanımın kuruntusuna dönelim. Aslında bunu en hafif anlamda bilgisizlik olarak açıklayabiliriz, ama etrafında danışmanı olan arkadaşlarımız kendisine anlatıyordur diye düşünüyorum. Dinliyor mudur?

Sochi’de 8 Kasım 2014 günü gerçekleştirilen FIDE Yönetim Kurulu toplantısından sonra, FIDE’nin farklı komisyonlarında görevlendirmeler ilan edildi.

İlk bakışta çok sayıda temsilcimizin komisyonlarda görevler aldığı görülüyor. Ben, niye orada olduğu anlaşılmaz alakasız bir kişi dahil, FIDE komisyonlarındaki temsilcilerimizin hepsine canı gönülden başarılar diliyorum ve tebrik ediyorum.


FIDE Basın açıklamasından da görüleceği gibi ülkemizden 12 farklı görevde temsilci bulunuyor.
Ama bunların sadece 2 tanesi councillor (meclis üyesi) yani komisyonda masrafları karşılanan ve oy kullanan üye. Onlar da sevgili FM IA Özgür Solakoğlu ve Prof.Dr.Kıvanç Güngör.

Gülkız hanımefendinin kuruntusu bu. Etrafta “bakın nasıl artırdık sayıyı, hani Ali Nihat güçlüydü?” varsayımını duydum, tebrik ederim kapasitesinde kendisini, ama durum öyle değil! 

Güçlü olan Gülkız Tülay değil, Türk Satrancıdır ve Gülkız Tülay ölçüleri ve değerleri bilmediği bir alanda almamız gerekenin çok altında değer alıyor bu alışverişte. Ben FIDE’deki insanları iyi tanırım. Şu anda: “Nasıl kandırdık TSF’yi; iyi ki Ali Nihat bıraktı gitti” diyorlardır. Çünkü FIDE komisyonlarında gerçekte sadece temsil sayısı değil, temsil niteliği çok önemlidir. Yakın zaman içinde bir konu ve e-postalarla bunu sizlere açıklayacağım.    

Neden mi böyle diyorum? FIDE komisyonlarında, komisyon başkanı, komisyon sekreteri ve councillor dışındakiler oy kullanamaz ve normalde masrafları karşılanmaz. İsteyen herkes FIDE’de komisyon toplantılarına katılabilirler. Üyeler ile izleyiciler arasındaki tek fark, üyelerin adları ve resimlerinin FIDE sitesinde olmasıdır. Tabii bir de bu konuda söz söyleme hakları vardır.

Gelin, 13 Ağustos 2014’te, yani bir önceki dönemdeki, durumumuza bakalım!

2 Komisyon başkanlığı, iki üst komisyon üyeliği (merak edene anlatırım ne demek olduğunu) 3 councillor (meclis üyeliği) ve bir komite başkanlığı (hala devam ediyor onu yazmamış arkadaşlar) , 4 komisyon üyeliği (member) var. Yani karar verici durumda olan 2+2+1+3=8 pozisyona ve dört üyeliğe sahipmişiz. Şimdi 2 tane karar mekanizmasında yer alan arkadaşımız var. Diğer arkadaşlarımızın kuşkusuz orda olması çok güzel bir şey ve birisi dışında hepsine yakışır bu federasyonu temsil etmek. Tabii yukarıdaki komisyon başkanlıklarından ikisi benimdi ve ben reddettim tekrar görev almayı, ama durum budur, gerçek budur. Neden reddettiğimi ileriki günlerde yavaş yavaş açıklayacağım.  

Ben bu kazanımı da Özgür Solakoğlu’nun başardığını biliyorum ve bravo diyorum kendisine. Özgür, görülüyor ki, FIDE’deki asıl temsilcimiz olacak önümüzdeki süreçte. Kendisine yakışır.  Az bile gelir…

Ama aklıma 2010 geliyor. Özgür’ün Milli Takımlar Sorumlusu olmasına karşı çıkan, hakkında demediğini bırakmayan, daha sonrasında Satranç A.Ş.’de görev almasına karşı çıkan kişi kimdi? Aynı kişinin Özgür Solakoğlu’nun kıymetini geç de olsa idrak etmesini büyük kazanç olarak görüyorum. Ben “Özgür satranç emekçisidir o yüzden kazanmamız gerekir, kardeşimizdir her zaman Türk Satrancının ihtiyacı var” dediğimde neler dendiğini çok iyi anımsıyorum.  E-posta arşivim çok güçlüdür, kimse unutmasın.

Gülkız Hanımın, Özgür Solakoğlu’nu bu şekilde değerlendirmesi kuşkusuz yararlıdır.

Türk Satrancının efsane kadın sporcusu WIM Nilüfer Çınar’ı, mükemmel hakemimiz Güran Ünal’ı, Fatma Öztürk’ü, Prof.Dr.Yusuf Doğruer’i, Doç.Dr.Selçuk Burak Haşiloğlu’nu, Aşkın Keleş’i, Mişa’yı yeni görevlerinde canı gönülden tebrik ediyorum, daha da iyi görevlere gelmelerini diliyorum.

Buraya kadar FIDE’deki görevlerimizden söz ettim. Şimdi bir de Avrupa Satranç Birliği (ECU) komisyonlarındaki görevlere bakalım.

Avrupa Satranç Birliği’nde Hakem Konseyine seçilen yönetim kurulu üyemiz ve ülkemizin en büyük satranç emekçilerinden birisi FIDE IO/FIDE FA Halil Hilmi Darı’yı da canı gönülden tebrik ediyorum. Kendisine daha iyi görevler yakışır, iyi ki var Halil bey.

Kasım Yekeler adlı yönetim kurulu üyemizin dili olması dışında hangi meziyeti nedeniyle ECU Eğitim (Okulda Satranç) Komisyonunda olduğunu anlayamadım. Eleştirmeden geçemeyeceğim bu görevlendirmeyi. Anlayan varsa bende öğrenmek isterim nedenini…

FIDE görevlendirmelerine bakınca anlaşılan odur ki, Gülkız hanım dilin komisyon üyeliklerinde çok önemli olmadığını düşünüyor. O zaman soruyorum, neden Aşkın Taşan ya da Olgun Kulaç ECU Eğitim Komisyonuna üye değil? Hatta Simten Kaya, Enis Bilyap gibi çok kıymetli emekçilerimiz var Okulda Satranç konusunda ciddi birikimleri olan ve dil konusunda da oldukça iyi olan. Onlar da bu görevde olabilirlerdi rahatlıkla.

Neden değiller?

Benim yanıtım net: Gülkız hanım, liyakat ve kifayete önem veren birisi değil, onun için önemli olan oy hesabı, politik çıkar, konumunu nasıl güçlendireceği. Umurunda mı Aşkın Taşan, Tahsin Aktar veya başka bir satranç emekçisi? Ona oy getirmez onlar… Hesap bu.

“Keser döner, sap döner, gün gelir hesap döner”

Sevgiyle kalın…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme