Zumbul

Zumbul
En Seçkin, En Kaliteli, En Ucuz Satranç Ürünleri

15 Temmuz 2015 Çarşamba

Kulüpçülük

Spor Federasyonlarının var olmasının nedenini hiç sorguladınız mı? Neden var spor federasyonları? Nasıl oluşurlar? Görevleri nelerdir? Bu akademik soruların doğru yanıtları nedir? Bir spor federasyonu yönetimi ya da başkanı sporcu seçimlerinde kulüpçülük yaparsa ne olur? Nedir kulüp kayırmak? 

Konumuz bu...

Spor federasyonları, ansiklopedi tanımıyla, bir spor dalındaki kulüplerin federe olması, yani bir araya gelerek bir tüzel kişilik kurmasıyla oluşur.

Peki, ama neden?

En büyük nedeni adalettir! Sporda mutlaka yarış vardır. O spor dalında yarışmak için de kurallar vardır. Öncelikle, yarışın adil olması için, kuralların önceden belirlenmesi gerekir. Bir taraf kendi işine gelecek kuralları, diğer taraf ise onun kazanması için gerekli kuralları isteyebilir. 

O nedenle kuralların belirlenmesi için anlaşmak gerekir. Bu anlaşma da her tarafın içinde olduğu bir erk tarafından gerçekleştirilir.

Spor federasyonlarının bir görevi yarışın kurallarını önceden belirlemektir.

Tek başına kuralların, üstelik en güzel kuralların olması yeter mi? Yetmez kuşkusuz. Kurallara göre yarışın yapıldığını denetlemek için bir de tarafsız bir yargıç gerekir. Yani hakem...

Aslında hakem müessesesi spor federasyonunun oluşmasındaki en önemli gerekçedir. Çünkü sadece o sporun evrensel kurallarının olması veya o kuralları adil şekilde uygulayacak, iki tarafın da saygı göstereceği bir hakemin var olması yetmez.

Bu hakemi kimin seçtiği de önemlidir. Düşünsenize... Zaten spor her ortamda federasyon olmadan yapılabilir. İnsan kendi kendine koşabilir, piknikte satranç oynayabilir, havuzda yüzme yarışı yapabilir. Bu sportif etkinliklerin tarafsız, adil bir yarışa dönüşebilmesi, yani tam anlamıyla spor olması,  ancak ve ancak bir spor federasyonu tarafından doğru ve adaletli bir şekilde örgütlenmesiyle mümkün olabilir.

Spor federasyonları, sporcuların kulüplere üye olmasını, kulüpler arasında sporcuların değişimini, bireysel ya da takım olarak hangi kurallara göre yarışacağını, bu yarışın farklı aşamalarının örgütlenmesini, her aşamada yarışa tarafsız hakem görevlendirilmesini, bu hakemlerin etkin ve bilgili olması için yetiştirilmelerini, atanmalarını, seçimini ve hatta kendi kendilerini seçim yöntemlerini, kurallara uygun davranmayan sporcu, hakem ve diğer görevlilerin disiplin işlemlerini düzenler.

Federasyonların bir sporda var olmasının en önemli nedenlerinden birisi budur. O nedenle, genellikle, yarışmayacak kişilerin bir federasyona veya o federasyonun bir kulübüne üye olduğu görülmez.

Dikkat ederseniz tüm bu saydığım alt misyonların hepsinde tarafsızlık ve adalet çok önem taşımaktadır. Örneğin bir sporda kimin aday hakem olacağı, kimin il hakemi veya milli hakem olacağının kriterleri olmalıdır. Konumuz öncelikli olarak hakem değil tabii ki... Aynı durum sporcu için de geçerlidir. Bir spor federasyonu yönetimi, ulusal takımların oluşmasını, bunun hangi yarışmalarla ve nasıl belirleneceğini, hangi derecelere nasıl ödüller verileceğini, hangi alt yapı sporcusunun yurt içi ya da dışında hangi kampa nasıl katılacağı gibi onlarca kuralı; sadece o federasyonun başkanı ya da yönetimine yakın kulüpler için değil, bütün kulüpler ve sporcular için önceden belirler. 

Hakemlik kurumu tarafsız olmayan bir spor federasyonunda adaletli yarıştan söz etmek olası olabilir mi?

Bu nedenle federasyonların hakem eğitimi, gelişimi, terfi ve atamalarını tarafsız şekilde yapmak üzere merkez hakem kurulları olur. Eğer bir merkez hakem kurumu şaibe altında kalırsa, o spor federasyonu şaibe altında kalır. 

En çok karşılaşan adaletsizlik durumu bir kulüple doğrudan ya da dolaylı bağlantısı olan kişilerin bu süreçlerde karar verici olmasıdır. Bir kulübün önde gelen bir yöneticisinin aynı zamanda merkez hakem kurulu ya da teknik kurul gibi çok önemli kararların verildiği organlarda görev alması çok dikkat çekicidir. Çok yanlıştır. Anlaşılması zordur. 

Kulüpçülük nasıl olur?

Eğer bir spor federasyonu yönetimine seçilen kişiler, o sporu çok sevmiyorlarsa, umursamıyorlarsa, sporla ilgileri yoksa, yarışmaların adaletli yapılmasından çok oturdukları koltuğu düşünüyorlarsa, kendilerini o koltuklara seçen oy verenlerin gönlünü yapmaya kalkarlarsa, sporun gözü bağlı adalet dağıtan kurumlarını yozlaştırırlarsa, kendilerini destekleyen ve desteklemeyen kulüplere aynı mesafede durmazlarsa, o zaman artık o sporda adaletten söz edilemez. Ben bunun adına kulüpçülük diyorum. 

Örnek bir spor federasyonu başkanı, yönetimi, tüm kulüplere aynı mesafede durmalıdır. Adaleti sağlamalıdır, kulüpçülükten uzak durmalıdır. 

Kulüpçülüğün bir örneği olan hakem eğitimi, gelişimi, terfi ettirilmesi ve atanmasının ötesinde; aynı adaletsiz yaklaşımların sporcular için gösterilmesi de başka bir örnektir. Aslında en acı olanı da budur.  

Hakem hataları çok çabuk kendini gösterdiği için kendi içinde bir adaleti vardır. Bir hakemin meşhur olmasının en hızlı yolu hak etmediği bir görevi icra ederken yapacağı bir hatadan dolayı kısa sürede kötü şöhrete ulaşmasıdır. 

Kötü hakemleri herkes bilir, aklında tutar ve unutmaz. 

Kulüpçülüğün daha çirkin bir örneği ise sporcu kayırmadır.

Bu sadece adalete değil o sporun geleceğine de darbe vurur. Bir ülkenin bir spor dalında görev yapan bir federasyonunun, ulusal takımlara hangi sporcuları görevlendireceği, bireysel turnuvalara hangi sporcuları ve ne koşullar altında göndereceği çok önemli bir karardır. 

Özellikle bu sporcular altyapıda ve çocuksalar.

Hiç kimse bir çocuğun haksızlığa karşı olan duygularını düzeltemez. Zamanında ulusal takıma girme hakkı kazanmış, ancak parası olmadığı için bu hakkın hak etmeyen bir başkasına verildiğini birebir yaşamış bir kişi olarak vurgulamak istiyorum.

Kimse 12-13 yaşında bir çocuğun haksızlığa karşı yaşayacağı travmayı düzeltemez.

En kötü kulüpçülük, bir spor federasyonu başkanının kendisini destekleyen kulüplerin sporcularını kamplara göndermesi, o kulüplerin sporcularına ulusal takımlarda yer vermesi ve böylece rekabetin haksız bir destekle yanlış şekilde bozulmasıdır.

Bir sporcunun nasıl kampa gideceği, gitmeyeceği, uyması gereken kurallar, yetişmesi, elde edeceği haklar, kazanımlar önceden ilan edilmeli ve ona göre uygulanmalıdır. 

Neyse ki, satranç sporunda tüm dünyada arasanız bir kaç federasyondan fazla federasyon bulamazsınız bu yanlış uygulamaları icra eden.

Değil mi?

Devam edeceğiz...




Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme